Havacılıkta 2025: THY ve Pegasus Neden Farklı Yollar İzledi?
Havacılıkta sektörü 2025 yılında artık “toparlanma” evresini geride bırakıp, yeniden konumlanma ve rekabeti yeniden yazma sürecine girdi. Pandemi sonrası oluşan talep artışı yerini daha karmaşık bir dengeye bıraktı: artan maliyetler, baskılanan birim gelirler, değişen yolcu davranışları ve teknoloji yatırımlarının hızlanması…
Aynı Sektörde İki Farklı Strateji: THY ve Pegasus
Tam da böyle bir ortamda Türk havacılığın iki güçlü oyuncusu olan THY ve Pegasus, aynı sektörde faaliyet göstermelerine rağmen birbirinden oldukça farklı stratejilerle ilerlemeyi tercih etti.
THY, ölçeğini büyütmeye devam ederken aynı zamanda bir havacılık ekosistemi kurmaya odaklandı; kargo, bakım, teknoloji ve iştirakleriyle çok katmanlı bir yapı inşa etti. Pegasus ise daha yalın bir modelle maliyet disiplini, genç filo, güçlü yan gelir yapısı ve teknoloji yatırımları üzerinden verimlilik odaklı bir büyüme sergiledi.
Bu Yazıda Neleri İnceliyoruz?
Bu yazımızda, 2025 yılı verileri ışığında THY ve Pegasus’un operasyonel, finansal ve stratejik adımlarını detaylı şekilde inceleyerek, iki şirketin aslında nasıl farklı bir oyun oynadığını ortaya koyacağız.
Haydi Başlayalım…
2025’te Havacılıkta Büyük Resim
THY ve Pegasus’un 2025 yılına baktığımızda ortaya çıkan ana resim şu: 2025, iki şirket için de sadece “yolcu taşıdıkları” bir yıl değil; kapasite büyütme, filo yatırımı, teknolojiye yüklenme, iştirakleri güçlendirme ve geleceğin rekabetini bugünden kurma yılı olmuş. Ama bunu iki şirket çok farklı yöntemlerle yapmış. THY daha çok ölçek, küresel ağ, iştirak ekosistemi ve finansman gücü üzerinden ilerlemiş; Pegasus ise maliyet disiplini, genç filo, yan gelir modeli, dijitalleşme ve seçici teknoloji yatırımları üzerinden büyümüş.
THY 2025 Analizi
Ölçek Büyürken Sistem Kurma Stratejisi
THY tarafında 2025’in hikayesi bizce net biçimde “ölçek büyürken sistem kurma” hikayesi şeklinde olmuş. Şirket 2025’te 92,6 milyon yolcuya ulaşmış ve bu kendi tarihindeki en yüksek yolcu sayısı olmuş. Sadece yolcu değil, kapasite tarafında da 2019 seviyesinin %46 üzerine çıkmış. Yani THY artık pandemi sonrası toparlanan bir hava yolu değil; çok daha büyük bir operasyonel ölçeğe yerleşmiş bir şirket görüntüsü veriyor. Kargo tarafında da boş durmamış; Turkish Cargo’nun taşıdığı yük miktarı %8 artmış ve şirket IATA verilerine göre %6,1 pazar payıyla dünyanın en büyük 3. hava kargo taşıyıcısına yükselmiş. Bu çok önemli, çünkü THY’nin hikayesi artık sadece yolcu değil, aynı zamanda güçlü bir kargo ve aktarma merkezi hikayesi.
Filo ve Finansman: Büyümenin Temeli
Bu operasyonel büyümenin arkasında en kritik başlık filo ve finansman olmuş. THY, uçak üretimindeki darboğaza rağmen 2025’te filosunu %5 büyütüp 516 uçağa çıkarmış. Ama burada asıl dikkat çeken sadece uçak sayısı değil; bu büyümeyi nasıl finanse ettiği. Şirket yaklaşık 3,4 milyar dolar tutarındaki uçak finansmanını, tarihinin en düşük borçlanma maliyetiyle tamamladığını söylüyor. Üstelik körfez bankalarını finansör portföyüne dahil etmiş, ilk İslami finansmanını yapmış ve sigorta garantili yeni bir finansman ürününü kullanan ilk havayolu olmuş. Bu detay çok önemli, çünkü THY burada sadece uçak almıyor; aynı zamanda sermaye yapısını daha esnek, daha ucuz ve daha çeşitlendirilmiş hale getiriyor. Finans uzmanı gözüyle bakınca bu, “büyürken bilançoyu körlemesine zorlamamaya çalışma” refleksi.
THY Ekosistemi: İştirakler ve Çok Katmanlı Yapı
THY’nin 2025’te neye yatırım yaptığına biraz daha yakından bakınca, yalnızca ana hava yolu operasyonuna değil, ekosistemine yatırım yaptığını görüyoruz. Şirketin iştirak yapısı bunun en net göstergesi. Turkish Technic bakım-onarım tarafında dünyanın büyük MRO oyuncularından biri olmayı sürdürüyor; Turkish Technology teknoloji ve Ar-Ge tarafında 2.191 çalışanla faaliyet gösteriyor; Flight Academy yeni meydanlarda büyümeye devam ediyor; AJet düşük maliyetli tarafta ayrı bir kanal olarak konumlandırılıyor. Yani THY, “uçuş yapan şirket” olmaktan ziyade, havacılığın farklı halkalarını içeriye alan bir holding benzeri yapı kuruyor. Bu yüzden THY’nin yatırım hikayesi sadece yeni hat açmak değil; bakım, eğitim, teknoloji, ödeme sistemleri, kargo ve düşük maliyetli taşıyıcı segmentini de aynı çatı altında büyütmek.
Stratejik Hamle: Turkish Technic – Rolls-Royce İş Birliği
Özellikle Turkish Technic – Rolls-Royce iş birliği 2025’in en stratejik hamlelerinden biri. THY Teknik ile Rolls-Royce arasında Airbus A350 ve A330neo uçaklarına güç veren motorların bakımının Türkiye’de yapılması için yeni bir bakım merkezi kurulmasına yönelik mutabakat sağlanmış. Bu iş birliği, sadece THY’nin kendi filosuna hizmet etmek için değil; aynı zamanda dış müşterilere de servis verip ihracat yaratmak için önemli. Rapor bunu %65 ihracat oranı hedefiyle anlatıyor. Bu da şunu gösteriyor: THY 2025’te yatırım yaparken yalnızca kapasite artırmıyor, aynı zamanda yan iş kollarından döviz bazlı yüksek katma değer üretmeye çalışıyor. Bu tarz yatırımlar uzun vadede marj kalitesini destekleyen, klasik bilet gelirinden daha savunmacı alanlar yaratır.
AJet’in Rolü: Düşük Maliyetli Segmentin Ayrıştırılması
AJet tarafı da ayrıca önemli. 2025 sonu itibarıyla AJet’in 81 aktif uçakla, 23,4 milyon yolcu taşıdığı ve 40 ülkede faaliyet gösterdiği görülüyor. Bu bize şunu söylüyor: THY, ana marka altında premium/network taşıyıcı gücünü korurken, düşük maliyetli segmenti de AJet üzerinden ayrı bir büyüme kanalı olarak yapılandırıyor. Bu strateji önemli çünkü Avrupa ve yakın coğrafyada fiyat hassasiyeti çok yüksek. Ana marka ile low-cost markayı ayrıştırmak, hem kârlılık yönetimi hem pazar segmentasyonu açısından doğru bir hamle.
Finansallar: Büyüme Var Ama Marj Baskısı Da Var
Finansallara geldiğimizde THY’nin 2025’i güçlü ama kusursuz değil. Gelirler %6,3 artışla 24,1 milyar dolara çıkmış, yolcu gelirleri de %7,4 artmış. Buna karşın birim gelirlerde düşüş ve yüksek enflasyonun maliyet baskısı nedeniyle esas faaliyet kârı %7,9 gerileyerek 2,2 milyar dolara inmiş. FAVKÖK ise 5,7 milyar dolar ile yatay kalmış, FAVKÖK marjı %23,7 olmuş. Ben bunu şöyle okurum: THY 2025’te hacim olarak büyümeye devam etmiş ama bu büyümenin tamamı kâra aynı güçte yansımamış. Yani şirket daha fazla taşıyor, daha fazla uçuyor, daha büyük hale geliyor; fakat birim gelir baskısı ve maliyet enflasyonu marjların rahatça genişlemesini engelliyor. Bu, kötü bir tablo değil; ama “ölçek büyüyor diye marj otomatik artar” tezini de desteklemiyor.
Pegasus 2025 Analizi
Kontrollü Büyüme ve Verimlilik Stratejisi
Pegasus tarafında ise 2025’in ana teması “kontrollü büyüme ve verimlilik üzerinden güçlenme” olmuş. Pegasus 2025 sonunda 127 uçaklık, yaş ortalaması 5,13 olan genç bir filoya ulaşmış. Uçuş ağını 55 ülkede 158 uçuş noktasına taşımış. Faaliyet Raporunda, 2022-2025 döneminde yolcu sayısında yıllık ortalama %17 büyüme kaydettiğini, bunun Türkiye genelindeki %11’lik büyümeyi aştığını söylüyor. Ayrıca yurt içi pazar payı %29,9’a, yurt dışı pazar payı %18,5’e yükselmiş. Bu da şunu gösteriyor bizlere: Pegasus artık sadece “ucuz biletli ikinci oyuncu” değil; pazardan pay alan, özellikle dış hatlarda ağırlığını artıran ciddi bir sistem oyuncusu.
Filo Stratejisi ve Operasyonel Verimlilik
Pegasus’un yatırımlarında ilk dikkat çeken şey filo kompozisyonu. 2025 sonunda 127 uçaklık filoda en büyük büyüme A321neo tarafında gelmiş; A321neo sayısı 57’den 66’ya çıkmış. Toplam koltuk kapasitesi de %9 artarak 27.123’e yükselmiş. Finansal açıdan bu çok önemli, çünkü A321neo gibi daha verimli ve yüksek koltuklu uçaklara ağırlık vermek, birim maliyetleri daha iyi yönetmeye yardımcı olur. Pegasus’un düşük maliyetli modelinde filo standardizasyonu ve operasyonel verimlilik çok kritik; o yüzden bu yatırım tarzı tam şirketin DNA’sına uygun.
Teknoloji ve Yapay Zekâ Yatırımları
Pegasus’un 2025’te yaptığı yatırımlar sadece uçaktan ibaret değil. Bu kısım bizlere çok net biçimde şirketin teknolojiye ve yapay zekâya ciddi şekilde yüklendiğini söylüyor. Pegasus Innovation Lab üzerinden Silikon Vadisi’nde aktif çalışıyorlar; 2025’te 620’den fazla girişimle temas kurulmuş, 150’siyle kullanım senaryosu bazlı aktif çalışma yapılmış, 30 PoC tamamlanmış, 20 çalışma sürdürülmüş, 7 proje başlatılmış. Ayrıca yapay zekâ yönetişim modeli oluşturulmuş; model yaşam döngüsü, halüsinasyon riski, mimari uygunluk gibi başlıklar kurumsal çerçeveye alınmış. Apple ile kayıp bagaj takibi, OpenAI ile arama ve üretken yapay zekâ kullanım senaryoları üzerinde keşif çalışmaları yapılmış. Bu çok kıymetli, çünkü Pegasus burada teknolojiyi sadece “app geliştirmek” gibi görmüyor; operasyon, müşteri deneyimi ve verimlilik katmanına yayıyor.
Pegasus Ventures ve Uluslararası Açılım
Hatta bir adım daha ileri gidip Pegasus Airlines Ventures yapısını kurma kararı almışlar. Amaç, yapay zekâ odaklı teknoloji girişimlerine yatırım fırsatlarını değerlendirmek. Bunun yanında Smartwings Grubu pay alımını gerçekleştirmek üzere Hollanda’da Pegasus Europe adlı yeni iştirak kurulmuş. Bu iki başlık çok önemli. Birincisi, Pegasus teknoloji tarafında sadece kullanıcı değil, yatırımcı olmak istiyor. İkincisi, yurt dışı iştirak yönetimi tarafında daha kurumsal bir yapı kurarak bölgesel genişleme opsiyonlarını artırıyor. Pegasus’un artık yalnızca hava yolu operasyonu değil, daha stratejik sermaye tahsisi düşünmeye başladığını gösteriyor.
Yan Gelir Modeli ve Karlılık
Pegasus’un iş modelinde en kritik farklardan biri de yan gelirler. Şirket 2025’te toplam gelirinin %37’sini yan ürün ve hizmetlerden elde etmiş. Bu oran çok güçlü. Çünkü Pegasus gibi düşük maliyetli taşıyıcılarda bilet fiyatı rekabetçidir; asıl marjı koltuk seçimi, bagaj, ek hizmetler, bağlı ürünler gibi alanlar destekler. Bu yapı, talep yumuşadığında bile gelir esnekliği sağlar. Ama madalyonun öbür yüzünde maliyet baskısı var: yakıt hariç CASK 2025’te 2,68 euro cent’e çıkmış, EBITDA marjı da 2022’deki %34,1’den 2025’te %24,6’ya gerilemiş. Yani Pegasus hâlâ verimli bir şirket, ama maliyet enflasyonundan o da kaçamıyor. Buna rağmen bu marj seviyesi hâlâ kötü değil; sadece geçmiş zirvelere göre normalleşme var.
THY ve Pegasus Karşılaştırması
İki Farklı Büyüme Modeli
İki şirketi yan yana koyunca fark çok netleşiyor. THY’nin 2025’i, çok katmanlı havacılık ekosistemi kurma ve küresel ölçekte merkez olma yılı olmuş. Yolcu, kargo, bakım, eğitim, teknoloji, low-cost iştirak, ödeme sistemleri gibi birçok alan aynı büyük resme bağlanıyor. THY burada hacim ve ağ avantajını kullanıyor. Pegasus’un 2025’i ise çekirdek modeli daha verimli hale getirip bunu teknoloji ve seçici uluslararası açılımlarla derinleştirme yılı olmuş. THY daha büyük, daha ağır, daha yaygın bir yapı. Pegasus daha çevik, daha yalın, daha odaklı bir yapı.
Sonuç
THY Değerlendirmesi
Eğer kısaca özetleyecek olursak; THY 2025’te geleceğin havacılık holdingini inşa etmeye devam etmiş. Filo büyümüş, yolcu rekoru gelmiş, kargo tarafı güçlenmiş, iştirakler derinleşmiş, motor bakım merkezi gibi yüksek katma değerli projeler gündeme alınmış. Ancak bu büyümenin marj kalitesi tarafında hâlâ maliyet ve birim gelir baskıları var. Yani THY çok güçlü, ama bu gücü taşırken ölçeğin getirdiği verimliliği kâra daha sert yansıtması gereken bir evreye girmiş görünüyor.
Pegasus Değerlendirmesi
Pegasus ise 2025’te düşük maliyetli modelini sadece korumamış, daha akıllı hale getirmiş. Genç filo, artan pazar payı, güçlü yan gelir oranı, yapay zekâ ve girişim yatırımı yaklaşımı, Smartwings hamlesi ve Silikon Vadisi ayağı şirketin artık klasik bir low-cost taşıyıcıdan daha fazlası olmak istediğini gösteriyor. Ama orada da marj tarafında maliyet baskısı bariz. Yani Pegasus’un başarısı 2025’te “büyüdü” cümlesinden çok, “büyürken kontrolü elden bırakmadı” cümlesinde yatıyor.